Sic transit gloria mundi

Kim ne demiş?

verba volant, scripta manent.

a mi querido

bir “tema”yı, “karşı”ya aktarmanın pek çok yolu vardır. dil ile başlayan bu paylaşım serüvenini, duvar resimleri izlemiş, sonra yazılı edebiyattan… birlikte ölmeye dek uzanabilir belki?

hasılı, bir temayı karşıya aktarmanın yollarının ötesinde, “karşı”nın seçimi de belirler imgenin yolculuğunu.

(bu arada: herkes sanatçı olabilir mi? bu ayrı bir tartışmanın konusu)

niyetim hiçbiri değil aslında, yalnızca belirli kişinin anlayabileceği bir şeyi paylaşmak amacım: fazlası değil. anlatmak değil, açıklamak değil. her zamanki gibi yani: arifana havale… ama her izleğin kendi payına düşeni alacağı bilinciyle.

con amor…
spaghetti incident?!

merhaba jeff

bazen ağzınızdan söylemek istediğinizin tam tersi çıkar. karşınızda çok sevdiğiniz kişi vardır. dünyanın en önemsiz konularından birini konuşmaktasınızdır. o kadar önemsizdir ki size göre… oysa o, bu konuda hassastır. bu hassaslığı da bilmektesinizdir. ona sorunuyla ilgili yardımcı olmak istersiniz. ama olamayacağınızı da bilirsiniz. bu konu üzerine hiçbirşey söylememek gerekir. ya da “halledersin” diyip geçmek. ama yardımcı olmak isteği yükselir. (kesinlikle yardımcı olmak istediğinizi söylememelisiniz) kesinlikle yapmamalısınız bunu.

ve söylemek istediğinizin tam tersi çıkar ağzınızdan. öyle aptalca öyle kötü bir espridir ki…

insan bazen ağzıyla dışkılar… (merhaba jeff)

insan bazen dünyanın en anlamsız olayı yüzünden çok sevdiğini kırar, üzer. insan bazen insanlık sıfatını bile hak etmez.

yer yarılsa içine girse. kimse bir daha yüzüne bakmasa, sürseler onu. uzaklara…

ne dese ne yapsa…

dizlerini göğsüne çekip, küçülse, küçülse kaybolsa. ağzını burnunu kırsalar, öldürseler. yok olsa ortadan. tahayyül edilebilenin en kötüsü gelse başına…

yetmez.

beter olsun.

father? yes, son…

-baba?
-efendim oğlum?
'father? yes, son…' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

bana bir öpücük ver bebek

-dikkat hayal var!

şöyle bir sekans düşünelim; dışarda lapa lapa kar yağıyor. pencerenin önünde bir ikili koltuk, üstünde iki sevgili, dizlerinde bir battaniye, karşılarında bir televizyon, ellerinde kahveleri; gün boyu sinema keyfi. fonda theme song giriyor:

çikolata renkli müzikal deha, trompetin sevimli yüzlü delisi sevgili louis’den duygularımıza tercüman olması dileğiyle…

bir öpücük hayatım, bir rüya yaratmak için…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

'bana bir öpücük ver bebek' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

“dali dlai liad lida” ya da “bir kilo domatese tersten bakmak”

dali atomicusironi böyle bir şey olsa gerek.

sayın izlemeciler, kafası karışık, samimiyetinden sonsuz şüphe duyulan, belki de kendi kendine bile dürüst olduğunu açıklamakta güçlük çeken, soyundan dahi emin olmayan pek sayın Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech namıyla maruf büyük yetenek salvador dali, bundan 21 yıl önce 23 ocak 1989 tarihinde yaşamsal fonksiyonlarını yitirdi. (‘öldü’ dememek için harcadığımız çaba için bkz. ‘he’s fall’, ‘kaybetmek’, ‘hayata gözlerini yummak’, ‘ex’… vs…/ 

dali, kafası karışıklardan oluşan biz zavallı zevat içinde, kendi kafa karışıklığını geniş kitlelere aktarma konusunda inanılmaz başarılar kaydeden büyük bir yetenekti.

'“dali dlai liad lida” ya da “bir kilo domatese tersten bakmak”' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

ode to medulla oblongata

tıklayalım bi zahmet...

beyin çok da güvenilir ya da övülesi bir organ değildir aslında. gün içinde yaptığımız pek çok eylemi gerçekleştiren organın yanında beyin boynu bükük, pörsük bir plasmadır… övülmesi gereken organ, omurilik soğanıdır özünde.

beyinseniz de, beyinmeseniz de yani, hayatımızı yönlendiren şey, beynimiz değil günün çoğunda. ve bu sorun da değil çoğumuz için. ya da  bu çağda…

üzülecek bir şey de değil bu. çok da önemli değiliz çünkü zamanın boyutları karşısında. evrilmeye devam ediyoruz sonuçta.

yaşarken tepkimek. eylem pratiği yani. yaşarken tepkir barbar. sonuçlar sonra gelir. düşündükçe kaybediyoruz çün. dalgalarla kayaların birleştiği yere kadar koşar çekinmeden. sonra kayalarla dalgaların birleştiği o yere vardığında kala kalır.

ne yapmalı, ne yapmalı?

'ode to medulla oblongata' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

like me…

'like me…' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

gaz was, gaz will

Görkemle

Kılıcın arzusuna boyun eğ mavi gök
Ağaçlar ve yeşeren karanlığın çağrısına
İçinde büyüyen kan açlığı ey tomurcuk
Sabahı bekle ki açılsın kara kapısı
Mabedine uzanan yolun sapkın çiçekler açmış
Ağaçları arasında kirli patikalar boyu:
Sunağının zevke davet eden kokusu.
Çürükler ve yara izleri dolu göğsü
Leş kuşlarını çeken cılız nefes
Bırak sararan yapraklar kaplasın cesedini
Kasvet mağlup oldu coşkunun yürekli ordusuna
Korku gerçeğin kılıcıyla yürüyor geceleri
Ve efsaneler fısıldayan keşişler ürüyor kibirle
Doğrul sevimsiz kişi ve sıvan pislikle
Genç solgun tenini gizle.
Yüzüne geçir çirkin sırıtkan maskeni; herkes gibi
Sen de ellerinde kanla doğdun: utanma sinsi gölge
Dik tut sırtını yücelsin arsızlığının kanatları
Zikrinin yapıldığı bu isli dehlizlerde müridlerin
Buruşuk ağzından çıkacak heceleri bekliyor.
Savaş ve intikamla beslenen kabuk,
Gecenin gösterişli efendisi çağırıyor adını.
Biz yalanın ve çirkinliğin iki yenik savaşçısı;
Tüm muştuları ıskalamış düş kaçkınları, ey dost!
Kabul et…
Görkemle son bulsun çekilişin, ellerinden gecenin.
Mağrur yürüdüğümüz karanlık çağ;
Kapandı…

01.05.2006

Pragmatik

Pragmatik, işaretlerin kullanımı ve işaretler ile işaretlerin kullanıcıları arasındaki ilişkiyi inceler.

la rahate fi’d-dünya

لا راحت فى ال دونىا

'la rahate fi’d-dünya' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

poğaça güzelleme

ifadenin içeriğinden çok, biçem de belirleyebilir anlaşmayı. aynı ifade çok farklı biçemlerle de aktarılabilir.

örneklem no:1

'poğaça güzelleme' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

ifade-siz

ifadeler, ifade edenden bağımsız düşünüldüğünde, çok başka anlamlara gidebilen yolculardır. örneğin kitap gibi bir toplu ulaştırma aracındaki ifadenin seyri okuyucunun onu indireceği durağa kadar seyreder.

'ifade-siz' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

das experiment

İnsan mıyız lan biz?

Milgram deneyi, insanların erk (otorite) sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır.

'das experiment' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

yazık oldu Blogroll efendiye…

Efenim Selim Beylerin dahiyane çalışmaları ve toplu Bostan katliamı sebebiyle blogrollumuz düşmüş bulunuyor.

(bkz. Blogroll’a Gandalf muamelesi)

Blogroll’un ruhuna yasinler yollarken, bu geçici sıkıntıyla Selim Beylerin kısa zamanda yakından ilgileneceğini temenni ediyoruz…

dont war, don’t love…

“yetenekli olmak insana sorumluluk yükler”

We have just lost cabin pressure.

pek çok şeyle suçlanabilir. en çok da o vazgeçmiştir halbuki.

öyle ki, kendinden b i l e  g e ç m i ş t i r…

oysa huzurlu bir uykuaya hasret gözleri hep aynı resmi çizmeye devam etmektedir.

bir biçimi değil, bir duyguyu istemektedir. o aynı kokuyu arayarak, aynı hissi teninde.

adrenalin başına düşen serotonin oranını sorgulayarak.

'We have just lost cabin pressure.' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

burjuva ahlakı

demişti ki sensei, sevdiği şeyden vazgeçmemektir burjuva ahlakı. demişti ki barbar, işte tam da köşeye sıkıştığında ahlak kusar burjuva.

ayağınızın dibine serilmediyse bir insan cesedi, bakmadıysanız ölü gözlerine bir insanın sevdayla, insanın ciddiyetine dair bir şey bilmiyor olabilirsiniz aslında. insan, sebepsiz öldüren o hayvan, bir şakadır eninde sonunda.

demek istediğim, birşey demek isteyemediğim. “insan” susa kalıyor sonunda.

adam 4 işlemi

bir adam, gecenin içinde beklemektedir.

bir adam gecenin içinde, gece içinde beklemektedir.

bir adam, hayatının sonuna dek mutsuz olacağını bilmektedir.

adam bunu belki de hak etmektedir.

adamın bunu hak ettiğine dair yüz binlerce haklı kanıt vardır ve defaaten yüzüne çarpılmaktadır.

adam mutsuz olmayı da seçebilmektedir.

aslında adam için mut pek bir şey ifade etmemektedir.

'adam 4 işlemi' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

öyle ki bazen

öyle ki, bazen insan başına geleceği bilir. çekeceği mide ağrısını, sancımayı; söz yitimini.

öyle ki bazen insan yemeden içmeden kesilir. gidecek yeri olmamasını, başka hiçbir yere sığınamayacağını, artık hiç huzur bulamayacağını.

'öyle ki bazen' başlığındaki yazının devamı için tıklayın!

:::::