abstract texture
to lady of the lake...
aynı odada soluk alıp vermek, düşündüğü, konuştuğu, aklından geçirdiği şeylerden başka, bambaşka… konuşmak değil, anlaşmak değil hatta. belki sezmek. ama değil aslında… o an, olan…
hissettiği, farkına vardığı, soluduğu, aklından hiçbir şey geçirmeden gözlerini yumarak, bomboş evreninin ortasında, onun dizlerinin üzerine koyduğu kafasından kucağına yayılan, koltuğun altına dek uzanan saçlarını okşayan o elin altındaki kafasında, yalnızca… sadece o an, yanlızca olan…
ellerinden teninden, odadan, havadan ve kâinattan…
her söz ve düşünceden berî..
sadece o an, yalnızca olan…
…
o an, olan
aşk değil, aşk; bir çok bilinmeyen ya
bir ikilemin orta yeri; bir durak değil
her asker bilir zafer yeni bir savaştır aslında
oysa saçlarını açmalı bir adam koynuna yerleşerek senin
ya da uzanarak kucağına, gözlerini kapatıp adım attığı karanlıkta
kafasını okşayan parmakların sayıklatmalı ona:
azadını bekleyen bir köle gibi kucağında
bu dipsiz boşlukta hapsolsak bu ana…



Kim ne demiş?