Sic transit gloria mundi

duman oldu...

Kim ne demiş?

verba volant, scripta manent.

big brother watching us

hal bu ki

keats’e öykünsem?

hal bu ki, geçmiyor yolumuz mut’un yakınından,
sen ey deniz kızı, uzaklaşma aramızdan.
senin çağrınla yıkılsa da başımıza bu sahte gemi
al eline dizginleri… şarkın ayrılmasın yeter, kulağımızdan.
ve silahımızı teslim ederek uğraşın orta yerinde,
koşuyoruz bir düşe ya da ölüme
gelecek gibi ardımızdan…

Görkemle

Kılıcın arzusuna boyun eğ mavi gök
Ağaçlar ve yeşeren karanlığın çağrısına
İçinde büyüyen kan açlığı ey tomurcuk
Sabahı bekle ki açılsın kara kapısı
Mabedine uzanan yolun sapkın çiçekler açmış
Ağaçları arasında kirli patikalar boyu:
Sunağının zevke davet eden kokusu.
Çürükler ve yara izleri dolu göğsü
Leş kuşlarını çeken cılız nefes
Bırak sararan yapraklar kaplasın cesedini
Kasvet mağlup oldu coşkunun yürekli ordusuna
Korku gerçeğin kılıcıyla yürüyor geceleri
Ve [...]

üç nokta

yapışkan zaman boşlukları düşer başımıza
semâdan alevler saçan gök taşları gibi
insan ne idüğü belirsiz düşlerdir aslında
sürekli kımıldayan huzursuz bir larva
kanatları çıksın diye beklerken, kozası yanan
içi geçmiş umutsuzluktan müteşekkil posa
şöyle adlı adınca oturup kalakalmadan deverânın askısı
kilitli bir hece boylu boyunca dudaklarımızda başlayıp
uzanan gecelere adsız bir tepkime içre
bıçağın keskin ucu: kösnül damla
hayat işte asılı kalır bir bacağından havada

İnsan/II-III

İnsan /II
ey durmadan ey’leyen hayvan:
karanlık dehlizlerde gizlice kendini yineleyen
sabırsız ve kuru yanı açmazın
hırsın ve tutkunun tarihi: insan…
…………………………………………….
İnsan /III
renkler ve nefes buhurdan rehaveti: ferah
değil acı düşleri her soluk alışında
öyle bencildir kendi yalanının kölesi
her söz tatlı ona; deliğinden çıkarır
deliliğini ehlileştirmiş yüzyıllar boyu sabırla
sıcak bir yuva işte riya: ağaran
sakalını ve saçını hafızası yerine; kazıyarak
saklar kimliğini geceleri uyku aralarında
harda [...]

İnsan/I

İnsan /I
düşler aleminde kırık bir kalp
sessizlik ve karanlığın esaretinde: korkak
doğumunu izliyor aydınlığın tutku
incinecek bir iz arıyor eğilmiş yerde
parmağını görmez üstünde yaranın
kalıbından utan ey tatlı can
bir beklentinin ardında saklı ihtişam
ve sürekli aç
ve susayan:
ey nefsine yenik insan…

:::::