çürük
Davut demişti ki*, “Çürümek ya da daha doğrusu çürük olmak nedir bilmiyoruz”
ben de diyorum ki, doğduğumuz gün çürümeye başlıyoruz. davut’un bahsettiği gibi gözle görülür değil tabi. hani dünyaya geldiğimizde küçük beynimize yüklenenlerden yola çıkarak…
yani 0 (yazıyla sıfır) ile başlayıp, hayatta kazanacağımız puan ve ek bonuslarla yüze tamamlayamıyoruz kendimizi. 100 (yazıyla 100) puan veriliyor elimize, bizde ordan yiyoruz. belki eksilenleri kapatabilmek için bazı bonuslar var.
ama çürüme doğumuyla başlıyor insanda. Garip, ellerinde kanla doğan bu pençesiz mahlukatın, adının ‘unutan’ olması, tarihinin açmazlarına da ışık tutuyor. Gittikçe çürüyor, hatta çürütüyor neslini. Nietzsche’nin bu noktada işe yarar bir tanımı var: ”İnsan dışında, bilinçli olarak kendine zarar verecek bir eylemi gerçekleştiren başka bir mahlukat yoktur.” (fi ma kal ev kemkal)
işte budur diyeceğim. (ya da böyle buyurdu barbar…)
öyleyse ‘insan’lığımızın gereğini yapalım hadi: bi sigara içelim…


“Bir ilhama maruz kalan ve bundan çıkıp bulanık ve konforlu durumuna hiçbir yolla dönemeden o ilhamın içine yerleşen geri zekalı biri…Bir budala…Kendine rağmen evrenin değersizliğini idrak etme yoluna giren kişinin durumu budur işte”
“Esasın bir ânına ulaşıp da orada mola vermeyen kişinin vay haline !”
E.M.Cioran – ÇÜRÜMENİN KİTABI
1-işaret edilen ilhamı tüm berraklığıyla Davut almış
2-bugün çok blog gezdim
(yazıyla…)ibaresine çok rastladım
buna takılan kişi senden eksik olmasın
(zannımca beynin sara veya şizofreni üreten bölgesiyle alakalı bu takılmalar)
1- davut bu konuda ne der? (bkz: http://semaver.org)
2- (yazıyla…) ibaresinin çokluğu, hepimizin eninde sonunda aynı ortak zihni kullanıyor oluşumuzun tezahürü olsa gerek. hiçbir şey orjinal değil. yaşamımız boyunca bir kere dahi hiç kimsenin daha önce yapmadığı birşeyi yapamamış olabiliriz. daha önce de sara, ms, schizopren, vs vakalar oldu rahat ol. şöyle uzan ve sıkı dur:
hiç yaşamamış olsak çok büyük bir değişiklik olmayabilir de…
sorun değil yani…