kös null
kös null kös null oturup dururken, yollargezermüsaadeetmez geldi birlikte ve ayrı. mutlu ettiler şahs-ı âlîmi.
derken gittiler ve umut geldi ‘mut’suzluğu beklerken. naneli mon yaptım umut’a ve mut’landık beraber.
ardından bir başkası:
-nasılsın?
-iyi
-better ol!
yedi gözüktü inceden. başını uzattı kapıdan ve yitti üsküdar sokaklarında… (önemli bir işi var gibi…)


biz seninle, bir ikramın gölgesinde (şiire mi gidiyor ne:P) har gibi ibo’nun kolasal ferahlığını karşılıklı yudumladık! gavurun j’li bon’u da lezzetliymiş hani (yazılışı honey olandan değil bu, bildiğin Türkçe).
umut, naneli mon ile umutlanıyorsa, ah en nefret ettiğim likittir o, ben de isterim bir mon, nanesizinden, mut’laka bir şey verir değil mi, sır mon’da mı nane’de mi, bilemedim.
hem bıraktığımda iyi görünmeye çalışıyordun, umarım artık çalışmıyorsundur.
sevgilerimle
hala aynı şeyi savunuyorum. “mutluluk yoksa mutsuzluk da olamaz”. gelicem oraya kırıcam kafanı mafanı. sade şunu düşün. 2 tane zartranc masası var. biri sürekli oynanıyor, diğerineyse her oyuncu günde bir hamle yapıyor? nasıl,beğendin di mi?