ode to medulla oblongata
beyin çok da güvenilir ya da övülesi bir organ değildir aslında. gün içinde yaptığımız pek çok eylemi gerçekleştiren organın yanında beyin boynu bükük, pörsük bir plasmadır… övülmesi gereken organ, omurilik soğanıdır özünde.
beyinseniz de, beyinmeseniz de yani, hayatımızı yönlendiren şey, beynimiz değil günün çoğunda. ve bu sorun da değil çoğumuz için. ya da bu çağda…
üzülecek bir şey de değil bu. çok da önemli değiliz çünkü zamanın boyutları karşısında. evrilmeye devam ediyoruz sonuçta.
yaşarken tepkimek. eylem pratiği yani. yaşarken tepkir barbar. sonuçlar sonra gelir. düşündükçe kaybediyoruz çün. dalgalarla kayaların birleştiği yere kadar koşar çekinmeden. sonra kayalarla dalgaların birleştiği o yere vardığında kala kalır.
ne yapmalı, ne yapmalı?
ne yapılacağını düşünüp dururken akıp giden şeydir hayat. yaşar ve tepkir barbar. yaşasın barbar. bazen barbara da yazıktır. kayalara mı sarılmalı, denize mi atlamalı, ne yapmalı ne yapmalı? kalakalır barbar. kaçmaz da… kala kalır orada sadece.
unutmamalı:
Filozofun mesuliyetten kaçma yeteneği, onu barbardan ayıran en kalın çizgidir.
barbar, dünyanın acılarını da paylaşır. barbar bir “siz”in parçası değil, aksine ve yalnızca barbardır…



Hayat,biz,”Ne olacak?” derken başımıza gelenlerdir demiş John Lennon
iyi ki demiş
dediğinden beri böyle olduk zaten
neyse o kısma karışmayacağım benim diyeceğim o ki
Barbara’ya da yazık 348 bölümdür bir çocuğuna kavuşamadı.
ve ayrıca
omurilik soğanını severim
geçen yaz “Omurilik soğanımıza bir-iki saniye verelim” kampanyası başlatmıştım.
(bkz.) Mutluluğun Yolu – Dr. ….. ( Hipotalamus-Omurilik ilişkisi )
hayvanlar beyinlerini bizden daha iyi kullanıyorlar zannımca. beynimizle yarattığımız medeniyetin mabad aralığımıza girmesine beş kala, neden “ben”cil edimler içinde yuvarlanır durur, aymaz insan? hayvan, içgüdüleriyle ve dikkati ile dünyayı devamlı bir gözlem hali içerisinde yaşar. avına koşan bir kaplanın sağladığı farkındalık kuvvetini acaba kaç insan duyumsamayı başarabilmiştir.
bu yüzden hayvana daha bir yakındır barbar. güzel, âlâ insandır.
ah be warhelm. yine söktün yüreğimi yerinden. ne diyeyim ben sana şimdi? bir bu geliyor elimden:
eywallah…