Sic transit gloria mundi

duman oldu...

Kim ne demiş?

verba volant, scripta manent.

big brother watching us

kan v kahve

kahve lekeleri… her yer… kumaşların üstü, masa boylu boyunca, defter, yerler…
ellerimden yere damlayan kan gibi…

kan, kolumdan bileklerime, ellerimden yere… kahve, mutfak zemini boyunca, kırık kupa parçalarından etrafa yayılan, kimi kurumuş izlerle…
ayak izleri fayansların üstünde… el izleri dört yanda…
duvarlarda izler, eskiden, çok eskiden saramış izler, belleğimden yansıyan…
kahve ve kan lekeleri… birlikte kuruyan…

kös null

kös null kös null oturup dururken, yollargezermüsaadeetmez geldi birlikte ve ayrı. mutlu ettiler şahs-ı âlîmi.
derken gittiler ve umut geldi ‘mut’suzluğu beklerken. naneli mon yaptım umut’a ve mut’landık beraber.
ardından bir başkası:
-nasılsın?
-iyi
-better ol!
yedi gözüktü inceden. başını uzattı kapıdan ve yitti üsküdar sokaklarında… (önemli bir işi var gibi…)

“dali dlai liad lida” ya da “bir kilo domatese tersten bakmak”

ironi böyle bir şey olsa gerek.
sayın izlemeciler, kafası karışık, samimiyetinden sonsuz şüphe duyulan, belki de kendi kendine bile dürüst olduğunu açıklamakta güçlük çeken, soyundan dahi emin olmayan pek sayın Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech namıyla maruf büyük yetenek salvador dali, bundan 21 yıl önce 23 ocak 1989 tarihinde yaşamsal fonksiyonlarını yitirdi. (‘öldü’ dememek için [...]

ode to medulla oblongata

beyin çok da güvenilir ya da övülesi bir organ değildir aslında. gün içinde yaptığımız pek çok eylemi gerçekleştiren organın yanında beyin boynu bükük, pörsük bir plasmadır… övülmesi gereken organ, omurilik soğanıdır özünde.
beyinseniz de, beyinmeseniz de yani, hayatımızı yönlendiren şey, beynimiz değil günün çoğunda. ve bu sorun da değil çoğumuz için. ya da  bu çağda…
üzülecek bir [...]

like me…