verba volant, scripta manent.
|
bir maymuna benziyorum diye düşündü. aynaya değen burnunu geri çekerken, kollarını biraz daha yere doğru uzatarak, dizlerini kırdı. “evet,” dedi. “bir goril olmalıymışım ben. ” yukarı kaldırdığı elleriyle göğsünü yumruklayıp böğürdü ardarda. iyice kendinden geçip odada sıçramaya başladığında, aynadaki goril silindi birden. çıplak vücudu odanın boşluğuna kaldı. utanmıyordu ya, sıkılmıştı biraz.
tekrar yaklaştı aynaya. bir daha [...]
bir “tema”yı, “karşı”ya aktarmanın pek çok yolu vardır. dil ile başlayan bu paylaşım serüvenini, duvar resimleri izlemiş, sonra yazılı edebiyattan… birlikte ölmeye dek uzanabilir belki?
hasılı, bir temayı karşıya aktarmanın yollarının ötesinde, “karşı”nın seçimi de belirler imgenin yolculuğunu.
(bu arada: herkes sanatçı olabilir mi? bu ayrı bir tartışmanın konusu)
niyetim hiçbiri değil aslında, yalnızca belirli kişinin anlayabileceği bir şeyi [...]
Kılıcın arzusuna boyun eğ mavi gök
Ağaçlar ve yeşeren karanlığın çağrısına
İçinde büyüyen kan açlığı ey tomurcuk
Sabahı bekle ki açılsın kara kapısı
Mabedine uzanan yolun sapkın çiçekler açmış
Ağaçları arasında kirli patikalar boyu:
Sunağının zevke davet eden kokusu.
Çürükler ve yara izleri dolu göğsü
Leş kuşlarını çeken cılız nefes
Bırak sararan yapraklar kaplasın cesedini
Kasvet mağlup oldu coşkunun yürekli ordusuna
Korku gerçeğin kılıcıyla yürüyor geceleri
Ve [...]
Pragmatik, işaretlerin kullanımı ve işaretler ile işaretlerin kullanıcıları arasındaki ilişkiyi inceler.
ifadenin içeriğinden çok, biçem de belirleyebilir anlaşmayı. aynı ifade çok farklı biçemlerle de aktarılabilir.
örneklem no:1
ifadeler, ifade edenden bağımsız düşünüldüğünde, çok başka anlamlara gidebilen yolculardır. örneğin kitap gibi bir toplu ulaştırma aracındaki ifadenin seyri okuyucunun onu indireceği durağa kadar seyreder.
pek çok şeyle suçlanabilir. en çok da o vazgeçmiştir halbuki.
öyle ki, kendinden b i l e g e ç m i ş t i r…
oysa huzurlu bir uykuaya hasret gözleri hep aynı resmi çizmeye devam etmektedir.
bir biçimi değil, bir duyguyu istemektedir. o aynı kokuyu arayarak, aynı hissi teninde.
adrenalin başına düşen serotonin oranını sorgulayarak.
öyle ki, bazen insan başına geleceği bilir. çekeceği mide ağrısını, sancımayı; söz yitimini.
öyle ki bazen insan yemeden içmeden kesilir. gidecek yeri olmamasını, başka hiçbir yere sığınamayacağını, artık hiç huzur bulamayacağını.
hayatın umarsız, sahte, anlamsız gerçekliği içinde bir yer edinmeyi inatla reddeden birey için bir simülasyon oluşturmak gerekiyor. ya da modern zamanın en güzel tanımlarından birini yapıyor bu noktada marx efendi: afyonlamak… toplumların afyonları, kişilerin afyonları…
zihnin içinde bir başka hayat biçimi oluşturmak. o gerçeklikte yer edinmek. role play ya da strateji oyunları oynamak, içki içmek, sevişmek, [...]
sabah, yağmur, gri tonları, soğuk…
kuzguncuk’ta kabaran dalgalar, asık yüzler, yarı tatil rahatlığıyla gezinenler,
radiohead – talk show host*
[Audio clip: view full post to listen]
Denemesiydi, editör menüsüydü, tema seçimiydi derken; kaan – nam-ı değer barbarian- blogunu açtı.
::::: |
Filozofun mesuliyetten kaçma yeteneği, onu barbardan ayıran en kalın çizgidir.
[Ziya bin Ziyad, Çalıntı Uzay]
|
Kim ne demiş?