Sic transit gloria mundi

duman oldu...

Kim ne demiş?

verba volant, scripta manent.

big brother watching us

verba volant, scripta manent.

runikefendim, yine başka bir latince deyiş, “verba volant, scripta manent.” şeklindedir.

yani frenkin uslusu diyorki, “söz uçar, yazı kalır.” doğrudur. zaten sebep defaaten yinelediğimiz şeyleri kazımak. özün özü mü bu? değil. gerekli mi? belki öyle belki değil.

herşey geçer aslen. Yaratılmış olmanın sırrı budur. Baki olan’a varana dek, baki kalacağımızı sanarak, bizi baki kılacağını sandığımız şeylere tutunmak: yalan efendim, yalan.

hem yaşanmışın bir artığı olan ‘yazı’dan kime ne fayda gelir? bir fani tarafından düşünülmüş, kullanılmış, üstüne üstlük yazılmış bile…

Allah selamet versin…

3 yorum alan yazıverba volant, scripta manent.

  • müc

    ızdırabın sonu yok sanma bu alem de geçer.

  • the sunrise

    yazıyorum. yazarken bir taraftan kendimi dinliyor, şehrin kucağındaki yalnızlığımı çoğaltıyorum. şehrin içindeki hileleri düşünüyorum. içine düştüğüm dehlizlerden nasıl çıkabileceğimi artık hesaplamıyor, geçirdiğim değişimlerin akıntısının hangi yöne savrulacağını sorgulamıyorum. yalnızım. şehir çok kalabalık. ben değişiyorum. zaman akıp geçiyor. soruyorum, sorguluyorum, yazıyorum, ağlıyorum.. dünüm ve bugünüm birbirine benzemediği müddetçe mutlu olabiliyor; dün ile bugünün benzerliği karşısındaysa deliriyorum.
    dostlarımı özlüyorum; onlarla beraber olabildiğim mekanları değil. dostlarla birlikte vakit geçirilen mekanları özlüyorum; oralarda yaşanan taşkınlıkları değil. artık gülmüyor; hafif tebessümlerle yetiniyorum.
    yazıyorum. belki su üstüne yazmış oluyorum, kimbilir, belki de kalbime işaretler koyuyorum. düşündüğümü değil hissettiğimi yazıyorum. çünkü artık böyle yaşayabileceğimi sanıyorum..

  • bir yandan duyuyorum seni. aynı dilin farklı bir lehçesi gibi. aynı şeyleri anlatan iki farklı dilde yazılmış bir şiir gibi. öte yanım, kötü bir şakası gibi dünyanın… bambaşka bir şehirde, bambaşka bir dünyada sigara dumanına boğulmak ister gibi. ne, nedendir, çözümü var mıdır, ille bir çözüm gerekli midir? artık ben gerçekten BİLMİYORUM.

    bilmek istemiyorum sanırım artık. korkuyorum. temelinden başıma yıkılacakmış gibi dünya. mutluluk uzak bir düş gibi artık sunrise. biz uzağındayız gibi. bizden uzaklaşıyor gibi…

    bilmek acıyı arttırır diyor ya incilin isa’sı. öyle sanıyorum. bilmiyorum.

    sanırım nehir bizi böyle sürükleyip kayalara vurduğunda ölecek ve dirileceğiz sonsuzca. dedim ya, bilmiyorum…

    ama bu his, bilmek değil, anlamak değil diyorum ya. bu his bizi böyle boynu bükük bırakacak, kendinden, kendi beyninden uzaklaşmaya çalışan bir garip kaçak. peki, nereye iltica edebilir kendinden kaçan?

Cevap Yazın

 

 

 

Bu etiketleri kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>