adam 4 işlemi
bir adam, gecenin içinde beklemektedir.
bir adam gecenin içinde, gece içinde beklemektedir.
bir adam, hayatının sonuna dek mutsuz olacağını bilmektedir.
adam bunu belki de hak etmektedir.
adamın bunu hak ettiğine dair yüz binlerce haklı kanıt vardır ve defaaten yüzüne çarpılmaktadır.
adam mutsuz olmayı da seçebilmektedir.
aslında adam için mut pek bir şey ifade etmemektedir.
bazen adam hayal kurabilmekte ve hayalleri başına yıkılabilmektedir.
fakat adam, tüm benliğiyle, kendi vücudunun içinde bir mülteci hüviyetindedir.
nereye gideceğeni, ne yapması gerektiğini bilmemekte ve neyi istediğiyle ne istemesi gerektiği arasındaki çarpıklığı giderememektedir.
adam hangi yolu izlemelidir?
a) The 42 b) Bırakalım bu Marvin ayaklarını c) R2D2 Marvin’i döver d) Hepsi e) Hiçbiri
(pi’yi 3 alınız…)


her şey zıddıyla kâimdir cihetiyle baktığımızda mutluluk yoksa mutluluğun da olmaması gerekiyor. o zaman el-cevabbb nooluyor… bir feylozofun da dediği gibi tabii ki…”geçer”in g siyle başlıyor.g)hangisi?
adam bunların hepsini kendi kafasının içinde kurmamış mıdır? mutluluk, mutsuzluk ve yabancılık gibi hisler, kaderin bir basamak altında, düşüncenin güdümünde değil mi?
hisler kaderin bir basamak altında mıdır değil midir bilmem. ama kader üzerine söylemediğim bir ‘şey’…
adamın kafasının içinde ‘kurulanlar’, dışında kurulanların sonucu da olabilemez mi? hislerin düşüncenin güdümünde olabileceği kadar, düşüncenin de hislerin güdümünde olabilme ihtimali gibi.
yani diyorum ki, insan kafasında kurduğu dünyayı, tutturmayı düşündüğü istikameti, kolayca şaşırabiliyor ise, atıp tuttuğu şeyleri, uygulamayı beceremiyorsa, insan bazen kendi düşündüğü ve söylediklerinin tam tersini yaptığını farkediyorsa…
işte insan, bazen kaybediyor esra hanım, istikametini, düşüncelerini, istemini, kendini… insan bazen ne dediğini dahi bilmiyor.
hasılı: insan işte…
ps: ha bir de, “cehaletin mutluluğu… ne güzel” diyor barbar.
şaşırdık açıkcası,
barbar keramet mi gösterdi?
kerametin yanından geçmez barbar. lâkin basit tahminler yürütebilir… bir de oluşlar bir zincirle birbirine, zincir de bir yere bağlıdır.
‘çağrılmadan gidilemediği’ gibi, çağrılmadan gelinmez de.
iyi dersler.