zaman zaman
azman kollarının arasında sıkışıp, akan zamanın, göz kapaklarının altındaki bir manzarayı çekip çıkardı zihninin küf kokulu çekmecesinden. üfledi bir polene üfler gibi hafifçe. toz uçuşarak havaya karıştı, duman gibi. duman oldu gerçekliği gözleyen gözleri.
yiten bir resmin ardından bakan kapalı gözler hep şaşıdır. kutup ışıkları gibi rengarenk oldu gözkapaklarının içi. açtı gözlerini. baktı ne kelebek, ne eski adam duruyor yerinde.
oysa düşünden uyanıp soracaktı: ben o eski adam mıyım, kelebek mi, yoksa kelebekle adamı kedi mi yedi?
yedi mi?


Kim ne demiş?